O Bir Efsane! Picasso’dan Dali’ye Ara Güler’in Kadrajından 7 Yabancı Ünlü

Dünyanın en iyi 7 fotoğrafçısı arasında gösterilen Ara Güler, duyduğunuzda çok şaşıracağınız pek çok ismin fotoğrafını çekti. Bunlardan en ünlüsü Picasso’dur. Bugün sizler için Ara Güler’in gözünden yabancı ünlüleri derledik.

1- Picasso

 

Cannes Film Festivali’ni izlemeye gönderilen Ara Güler, kapıda fotoğraf çeker. Birden herkesin yere düştüğünü, lambaların devrildiğini görür. Biri geliyordu ama kimdi? ‘Çelimsiz, küçük boylu, sıradan bir adam geliyordu. Bu adam Picasso’ydu’ der. Picasso’nun sadece 2 kare fotoğrafını çekmiştir. Picasso’nun kitabının yapılacağını duyunca yayınevine gider. ‘Ben de sizinle gelip günlük yaşamını çekeyim’ der. Böylece Picasso’yla buluşma gerçekleştir. Dünyanın en ünlü ressamı korka korka gittiği dişçi dönüşünde Ara ile buluşur ve “Sen Fransız ressam Cezanne’a benziyorsun. Dur senin bir resmini çizeyim” der. Ara donar kalır. Picasso onu çizer. Altına da imzasını atar. Ara Güler, “Türkiye’de bir adet orijinal Picasso var, o da benim evde.” der.

2- Sophia Loren

 

“Sophia Loren’i bilir misin? Onun asansöre bindiğini görünce asansöre binmiştim ben de…Yukarı çıktık beraber. Otel odasının ortasında da yatak var. Kadın yorgundu. Ayakkabılarını çıkardı, yatağın üzerinde oturdu. “Burada böyle dururken resmini çekebilir miyim?” dedim. Çek diyince birkaç tane çekip Türkiye’ye gönderdim. Burada da afiş yapmışlar: “Muhabirimiz Ara Güler, Sophia Loren’in yatak odasında” diye. Laf mı bu şimdi?”

 

3- İndira Ghandi

 

 

Yeni Delhi’deki evinde kendisi ile röportaj yapıyordum. Aynı gece akşam uçağıyla Bangkog’a uçtum. Otel odama girerken gazeteleri gördüm, iç sayfalarında bir haber vardı: Indira Gandhi tevkif edilmişti. Bu demektir ki Gandhi’nin son resmi şu anda benim elimdeydi.”

 

4- Salvador Dali

 

 

Dali’nin Paris’te oteline gittim, 101 numarada kalıyormuş. Kapısını açtım, bana bakıyor; “Niye benim fotoğrafımı çekmek istiyorsun?” dedi. “Çok meşhursun da onun için.” dedim. “Benim dakikam 25 bin dolardır.” dedi. “Güzel ama ben bir dakikada fotoğraf çekemem ki!” dedim. Beni tuttuğu gibi dışarı attı. O akşam bir Yahudi arkadaşımla yemeğe gittim. “Dali beni dışarı attı.” dedim, “O benim vaftiz babam.” dedi. “Ama sen Yahudi’sin o Hıristiyan nasıl olur?” dedim. “Sen karışma.” dedi, gitti konuştu. Ertesi sabah saat 11’de gittik. Dali bana bakıyor ben ona. “Senin fotoğrafını çekmeliyim. Adamakıllı bir fotoğrafın yok.” dedim. “Kimse yokken gel.” dedi. Ertesi gün saat onda gittim, üç gazeteci daha geldi. “Hani benden başka kimse olmayacaktı.” dedim. “Dur ben onları hemen salarım.” dedi. Elinde de gümüş saplı bir baston var. “Bilin bakalım, ziftin formülü nedir?” dedi. Kimse bilemedi. Formülü kafadan attı. “Benim adım Salvador Dali, bu bastonu ziftin içine sokar çıkarırım. Beş kuruşluk baston olur 50 bin dolar. Sen bunu yaparsan deli derler. Şimdi dediğimden ne anladınsa git onu yaz.” dedi. Üçünü birden toplayıp dışarı attı. O fotoğrafları o gün çektim.

 

5- Dustin Hoffman

 

Dustin Hoffman’a gittim. Dedi ki ofisime gel. Gittim birkaç fotoğraf çektim ama yer hoşuma gitmedi. “Yahu” dedim “Başka yerde çeksem olmaz mı?” New York sokaklarında yürümeye başladık. Dedi ki “Benim bir randevum var istiyorsan sen de gel.”

Güler’in röportaj boyunca burnuna takıldığını fark eden Dustin Hoffman, 2 yıl sonra karşılaştığı gazeteci Leyla Umar aracılığıyla “Sizin meşhur bir fotoğrafçınız var. Adı Ara Güler. Geçen yıl benim resimlerimi çekerken burnumun azametini belirtmek için çok uğraştı ama onun burnu benimkinden daha hürmetliceydi. Sevdim o adamı lütfen selamlarımı söyleyin” mesajını gönderdi.

 

6- Federico Fellini

 

“Ben Fellini’yi çektiğimde o kadar da meşhur değildi. Onu meşhur eden filmleri çekmemişti daha… Fellini haline gelmemişti. Sokakta yürürken yanına üç beş kişi ancak yaklaşırdı,” diyor yılların fotoğraf duayeni Ara Güler, son sergisinde yer alan sanatçılardan Fellini için.

 

7- Alfred Hitchcock

 

“Alfred Hitchcock ile yaptığımız çalışmayı unutamam. Onun çekimi biraz sıkıntılı olmuştu. Ayaklarını ön plana alarak bir fotoğraf çekmek istedim. Hitchcock da rejisör falan olduğu için, fotoğraf işlerini de iyi biliyor. Karşımda kurnazca hareketler yapıyor. Sabah 11.00’de başladığımız çalışma hiç unutmuyorum akşam 5’te bitti. Bana kızdı başlarda, sevmedi ama sonra alıştık birbirimize. Şakalaşmaya başladık. Baktı ki, ben ondan daha matrak biriyim, rahat rahat çalıştık sonra. Ben de içimden: ‘Yahu ben, Picasso’larla falan çalışıyorum. Sen de kim oluyorsun? Sen Hitchkock isen ben de Ara Güler’im.’ diyorum.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir