Çanakkale’de Tarih ve Turizm Bir Arada

Çanakkale, İstanbul’dan sonra iki kıtaya yayılmış olan dünyadaki tek şehirdir. Orijinal adı Dardanel olan Çanakkale’nin çevresinde de birçok tarihi ve antik şehir bulunmaktadır. Çanakkale’nin kendi tarihinin milattan önce 3000 – 3500’lü yıllara gittiğini, çevresinde kendisi kadar eski pek çok antik kent olduğunu ve boğazın iki yakasına yayıldığını bilince, bu güzel şehirde pek çok tarihi yer olduğunu tahmin etmek zor değil. Tarihi haricinde neredeyse hiç el değmemiş plajları ve tüplü dalış noktalarının bulunduğu denizleri gibi diğer turistik yerleri ile Çanakkale nasıl bir yer, merak ediyor ve biraz daha ayrıntılı bilgi arıyorsanız işte size Çanakkale şehri hakkında bilgi.

 

Çanakkale’de tarih meraklıların ilgisini çeken noktaların başında Truva Antik Kenti geliyor. Truva efsanesinin geçtiği, Brad Pitt’in ünlü filminden de tanıdığımız ve ünlü simgesi Truva Atı’yla hem yurt içinde hem de uluslararasında bilinen Truva Antik Kenti, aynı zamanda şehir merkezine en yakın antik kenttir. Brad Pitt’in filminde kullanılan ve çekimler bittikten sonra şehre bağışlanıp şehir merkezine yerleştirilen Truva Atı’nı gördükten sonra diğer antik kentleri ziyaret edebilirsiniz.

 

Assos Antik Kenti de Çanakkale’deki önemli tarihi yerlerden biridir. Bir volkan konisi üzerine kurulan ve etrafı sağlam surlarla çevrili olan şehir, belki de bu surların sağladığı koruma sayesinde büyük ölçüde zamana ve doğa şartlarına direnebilmiş. Akropol, Agora ve Athena tapınağını da görmenizde fayda var.

Bir volkan konisi üzerine kurulmuş ve etrafı sağlam surlarla çevrilmiştir. İnşasında kullanılan dayanıklı andezit taşları ve belki de bu surlar sayesinde doğa şartlarından büyük ölçüde korunmuş ve zamana karşı direnmiş olan ünlü Athena tapınağını ve Agora’yı da burada ziyaret edebilirsiniz.

Çanakkale’de gezilecek tarihi yerler antik kentlerle sınırlı değil. Çanakkale Savaşı’nın en çetin çatışmalarının geçtiği ConkbayırıArıburnu ve millî parkın sınırları içinde kalan siperleri ziyaret etmenizi de öneririz. Bu siperleri, siperlerin yayıldığı alanın büyüklüğünü ve savaş müzelerindeki savaş kalıntılarını gördüğünüzde Çanakkale Savaşı’nın, savaşa dâhil olan ülkelerin halkları açısından neden bu denli önemli olduğunu ve belki de “barış”ın kıymetini anlamak biraz daha kolay oluyor. Çanakkale Savaşı’ndan bahsetmişken Çanakkale şehitliğinden ve Çanakkale Şehitleri Anıtı’ndan ve tabii ANZAC şehitliğinden bahsetmemek olmaz. Bu alanların şimdiki sakin ve huzur içindeki hâlini görünce o günlerdeki top ve silah seslerini hayal etmek daha da çarpıcı bir deneyim oluyor.

“Australian and New Zealand Army Corps” yani ANZAC ordusu, hepimizin bildiği gibi İngiltere’nin teşvikiyle kurulan ve de Avusturyalı ve Yeni Zellandalı askerlerden oluşan bir kolordu. Birinci Dünya Savaşı esnasında 3 ay süren bir deniz yolculuğuyla ülkelerinden yola çıkarak, Osmanlı İmparatorluğu’na karşı savaşmak üzere Çanakkale’ye ulaşıyorlar. Çatışma sonunda on binlerce şehit veren Anzak ordusu büyük bir mağlubiyete uğruyor. Bu mağlubiyet sonucu hayatını kaybeden askerleri anmak isteyen yüzbinlerce turist de, Anzak Mezarlıklarını ziyaret etmeye her sene binlerce kilometre uzaktan Gelibolu Yarımadası’na geliyor.

 

Tarihimizin destansı öykülerinin en başında gelen 18 Mart Zaferi’nin üstünden 1 asır geçti ama izleri hiç unutulmadı, unutulmayacak.

Çanakkale şehitlerimizi saygıyla anıyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir